HADİSLERDE KIYAMET ALAMETLERİ I
On dört yüzyıl önce Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), kıyamet ile ilgili bazı gaybi bilgileri ve bunlara dayalı düşüncelerini kendisiyle birlikte olan Müslümanlara aktarmıştır. Bu değerli sözler nesilden nesile geçmiş, hadis kitapları ve İslam alimlerinin eserleriyle günümüze ulaşmıştır. Elinizdeki kitabın ilerleyen bölümlerinde kullanılan hadisler de Peygamberimiz (sav) tarafından işte bu anlamda söylenmiş haberleri içermektedir.Bu hadislerin sahih, yani güvenilir ve doğru olduğunun en önemli ispatlarından biri ise, söz konusu hadislerde haber verilen tüm alametlerin Hicri 1400'ün başından itibaren son 30 yıl içerisinde arka arkaya gerçekleşmiş olmasıdır. Hadislerdeki olayların tahakkuku, bu hadislerin doğruluğunun teyitidir.
Şunu da açıklamak gerekir ki, hadislerde bildirilen işaretlerin bir kısmı 1400 yıllık İslam tarihinin herhangi bir döneminde, dünyanın belirli bir bölgesinde, belirli bir oranda görülmüş olabilir. Böyle bir durum o dönemin Ahir Zaman olduğunu göstermez. Zira bir devrin Ahir Zaman olarak nitelendirilmesi için kıyamet alametlerinin tümünün aynı çağda, birbirlerini izleyerek gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum bir hadiste şöyle ifade edilmiştir:
Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların art arda kopması gibi.Ramuz-El Ehadis, 277/6; Camiü's-Sagir, 3/167
|
Yukarıdaki bilgi ışığında Ahir Zaman hadisleri incelendiğinde hayret verici bir sonuç meydana çıkmaktadır. Peygamberimiz (sav)'in yüzyıllar önce ayrıntılarıyla açıkladığı işaretler yeryüzünün hemen hemen her köşesinde, birbiri ardınca ve tam anlamıyla belirtildiği biçimde içinde bulunduğumuz çağda yaşanmaktadır. Hadisler sanki zamanımızın eksiksiz bir portresini çizmektedir. Elbette bu, derin düşünülmesi gereken son derece mucizevi bir olaydır. Gerçekleşen her alamet insanlara, Allah'ın huzurunda hesap verecekleri kıyamet gününün çok yaklaşmış olduğunu ve bir an önce Kuran ahlakını hayata geçirmelerinin önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.Bu açık gerçeğe rağmen, Hz. İsa (as)'ın bu yüzyılda gelmeyeceğini, Hz. Mehdi (as)'ın bu yüzyılda zuhur etmeyeceğini, İslam'ın bu yüzyılda yeryüzüne hakim olmayacağını söyleyenler ise büyük bir yanılgı içindedirler. Bu kimselerin yanlış bakış açısına göre son 30 yıl içinde gerçekleşen ve gerçekleşmeye devam 200'den fazla alametin aynı şekilde, tekrar, arka arkaya, yeniden gerçekleşmesi gerekmektedir. Şüphesiz bu samimi ve gerçekçi bir iddia değildir. Akılcı ve samimi olan tutum ise, Hz. İsa (as)'ın gelişinin ve Hz. Mehdi (as)'ın zuhurunun, yani kıyametin yaklaştığının alameti olan yüzlerce olayın içinde bulunduğumuz bu yüzyılda gerçekleşmiş olduğunu görmek ve bu kutlu dönemde yaşıyor olmanın sevincini ve coşkusunu hissetmektir.
Kitabın bu bölümünde Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği kıyamet alametlerinden sadece bir kısmına yer verilmiştir. (konuyla ilgili daha detaylı bilgi edinmek isteyenler www.hazretimehdi.com adresinden faydalanabilirler.)
Savaşlar ve Anarşi
Peygamberimiz (sav) Ahir Zaman'ın özelliklerini anlattığı bir hadisinde şunları haber vermiştir:
Dünya hercü merc içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazılarına hücum ettiğinde...
Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 454 |
"Hercü merc" kelimesinin sözlüklerdeki karşılığı "darmadağınıklık, karmakarışıklık" anlamlarıdır ve hadiste bu durumun belirli bir bölge ile sınırlı kalmayıp, dünyanın her tarafına yayılacağı belirtilmektedir. Yolların kesilmesi ve bir kısım insanların diğerlerine saldırmaları da hadiste işaret edilen çağın belirtileri arasında sayılmaktadır.
Başka bir hadiste de yukarıdaki olay benzer şekilde yer almaktadır. "Kıyamet yaklaşır... herc çoğalır" diyen Peygamberimiz (sav)'e "herc"in ne olduğu sorulmuş, O da "herc öldürmelerdir" yanıtını vermiştir. (Kur'an ve Sünnette Kıyamet ve Ahiret, s.172 )
Peygamberimiz (sav)'den bu konu hakkında bizlere ulaşan diğer hadisler de şunlardır:
| Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır. Suyuti, Cami'üs Sagir, 3/211; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/492 Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır... Ölümler ve katliamlar yaygın hale gelecek... Camiü's-Sagir, 3:211, Müsned, 2:492, 4:391, 392 |
Yukarıdaki hadislerin incelenmesi bizleri önemli bir sonuca götürmektedir. Peygamberimiz (sav), sözünü ettiği çarpışmalar, kargaşa ve katliamlar ile tüm yeryüzünü kaplayan savaşları ve terör eylemlerini tasvir etmekte, bu olayların da bir kıyamet alameti olduğunu belirtmektedir.
Milli Gazete, 28 Mayıs 2001, Aksiyon, 6 Mayıs 2001, Gözcü, 12 Mart 2001, Radikal, 29 Mart 2001, Yeni Şafak, 15 Ağustos 2001, Gerçek Hayat, 2-8 Şubat 2001, Akit, 2 Mart 2001, Mag, Ocak 2000, Cumhuriyet, 27 Ocak 2001
Peygamberimiz (sav) hadislerinde yeryüzünü kaplayan savaşları ve terör eylemlerini tasvir etmekte ve bu olayların da kıyamet alameti olduğunu belirtmektedir. Nitekim dünyanın dört bir yanında çatışmalar, bölgesel ve iç savaşlar durmak bilmeksizin devam etmektedir. |
Cumhuriyet, 16 Temmuz 2001, Cumhuriyet, 9 Temmuz 2001, Milli Gazete, 14 Temmuz 2001, Cumhuriyet, 16 Temmuz 2001
Allah ayetlerinde insanların kendi ellerinin önden sundukları nedeniyle kötülüklerin çıktığını haber vermiştir. Bugün dünyanın içinde bulunduğu durum ayetin tecellisidir. |
Geride kalan on dört asırlık döneme baktığımızda görürüz ki, 20. yüzyıldan önceki savaşlar bölgesel kalmışlardır. Tüm dünya halklarını, siyasi mekanizmalarını, ekonomilerini, sosyal yapılarını etkileyen savaşlar ise yakın geçmişte yaşanan iki dünya savaşı olmuştur. I. Dünya Savaşı'nda 20 milyondan, II. Dünya Savaşı'nda da 50 milyondan fazla insan ölmüştür. II. Dünya Savaşı'nın aynı zamanda, tarihin en kanlı, en büyük ve en yıkıcı savaşı olduğu bilinen bir gerçektir.
Çağımızın modern savaş teknolojisi, nükleer, biyolojik ve kimyasal silahları savaşların etkilerini tarihte görülmemiş boyutlara taşımıştır. Hatta geliştirilen kitle imha silahları nedeniylarının sebep olduğu terör ile uğraşıyor. Öte yanda Çeçenistan'da olduğu gibi toplu mezarlar bulunuyor (yanda), yaşlılar, bebekler, çocuklar, kadınlar eziyet görüyor. Tüm dünyayı ilgilendiren terör ve kargaşa ortamı her insanın düşünmesi gereken ve içinde bulunduğumuz çağda tam anlamıyla yaşanan kıyamet işaretlerindendir. Hadislerde haber verilen bu olaylar tüm insanların düşünmesi ve ibret alması için birer vesiledir.
Peygamber Efendimizin hadislerinde yer alan ve günümüz için işarezın en önemli olayları arasındadır. Bölgesel savaşlar, çatışmalar ve iç savaşlar aynı anda dünyanın birçok bölgesinde yıkıcı sonuçlara neden olmaktadır. Bosna, Filistin, Çeçenistan, Afganistan, Keşmir ve daha pek çok yerde yaşanan sorunlar insanlığı etkilemeye devam etmektedir.
Peygamber Efendimizin hadislerinde yer alan ve günümüz için işarezın en önemli olayları arasındadır. Bölgesel savaşlar, çatışmalar ve iç savaşlar aynı anda dünyanın birçok bölgesinde yıkıcı sonuçlara neden olmaktadır. Bosna, Filistin, Çeçenistan, Afganistan, Keşmir ve daha pek çok yerde yaşanan sorunlar insanlığı etkilemeye devam etmektedir.
- Savaşlar kadar tüm dünya insanlarını ilgilendiren diğer bir "kargaşa" konusu da uluslararası ve organize terör olaylarıdır. Boston Üniversitesi'nden Prof. Vojtech Mastny'nin belirttiği gibi, terör olayları 20. yüzyılın ortalarından sonra kat kat artmıştır4 Gerçekte terörizmin 20. yüzyıla has bir olgu olduğunu söylemek bile mümkündür. Irkçılık, komünizm ve benzeri ideolojik amaçlarla ya da etnik iddialarla ortaya çıkan örgütler, gelişen teknolojinin de yardımıyla kanlı eylemler yapmışlardır.
Bir yanda dünyanın pek çok ülkesi kendi vatandaşlarının sebep olduğu terör ile uğraşıyor. Öte yanda Çeçenistan'da olduğu gibi toplu mezarlar bulunuyor (yanda), yaşlılar, bebekler, çocuklar, kadınlar eziyet görüyor. Tüm dünyayı ilgilendiren terör ve kargaşa ortamı her insanın düşünmesi gereken ve içinde bulunduğumuz çağda tam anlamıyla yaşanan kıyamet işaretlerindendir. Hadislerde haber verilen bu olaylar tüm insanların düşünmesi ve ibret alması için birer vesiledir. Peygamber Efendimizin hadislerinde yer alan ve günümüz için işaret olan haberlerin gerçekleşiyor olması, tüm dünyada yaşanan bu gibi görüntüler insanların bir an önce Kuran ahlakını yaşamaları için yapılan önemli birer uyarıdır. |
Dünyamızın yakın tarihindeki terör eylemleri zaman zaman büyük kaos ortamlarına zemin hazırlamıştır. Tüm Müslümanların şiddetle kınadığı vakalarda çok kan dökülmüş, sayısız insan ölmüş veya sakat kalmıştır. Ancak insanlık hala bu olaylardan hissesine düşen dersi almış değildir. Terör dünyanın birçok bölgesinde, öldürücü anarşik olaylara neden olmaya devam etmektedir.
Tüm insanların şu an dünyanın içinde bulunduğu durumu, yaşanan kargaşaları düşünmesi ve ibret alması hatalardan dönülmesi için önemli bir aşama olacaktır. |
Konuyla ilgili ayetlerde de çıkarmamız istenen dersler yer almaktadır. Rum Suresi'nde insanların yaptıkları şeyler dolayısıyla yeryüzünde karışıklıkların ortaya çıktığı şöyle bildirilmektedir:
İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla, karada ve denizde fesad (karışıklık, kötülük) ortaya çıktı. Umulur ki dönerler diye (Allah) onlara yaptıklarının bir kısmını kendilerine taddırmaktadır. (Rum Suresi, 41)
Şunu da eklemek gerekir ki, ayette önemli bir hatırlatma yapılmaktadır. İnsanların yaptıkları yanlışlardan kaynaklanan acı ve üzüntüler, onları hatalarından döndürmesi için birer fırsat mahiyetindedir.
Kısacası, "dünyanın hercü merc içinde kaldığı" dönem içinde bulunduğumuz çağda tam anlamıyla yaşanmış ve neticede bir kıyamet işareti daha bu şekilde tecelli etmiştir. Aynı zamanda bu işaret, insanlara bir an önce Kuran ahlakını yaşamaları için yapılan önemli bir uyarı olmuştur.
Büyük Şehirlerin Yok Olması: Savaşlar ve Afetler
Peygamberimiz (sav)'in Ahir Zaman'la ilgili verdiği haberlerden birisi de şu şekildedir:
Büyük şehirler dün sanki yokmuş gibi helak olur.
Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 38 |
Cumhuriyet, 11 Şubat 2001 20. yüzyıl için en çok kullanılan tanımlama "felaketler yüzyılı"dır. Gerek depremler, kasırgalar ya da seller gibi doğal afetler, gerek iç savaşlar ve çatışmalar, gerekse de büyük deniz ya da uçak kazaları çok sayıda insanın ölümüne yol açmıştır. Yok olan şehirler, tarihten silinen halklar kıyametin hadislerde haber verilen alametlerindendir. |
Hadiste belirtilen büyük şehirlerin helak oluşu, savaşlar ve çeşitli doğal afetler sonucunda meydana gelen yıkımları akla getirmektedir. Yakın geçmişte geliştirilen nükleer silahlar, uçaklar, bombalar, füzeler ve benzeri çağdaş silahların savaşlarda kullanılması büyük tahribata neden olmuştur. Bu korkunç silahlar tarihteki benzerleriyle kıyaslanmayacak düzeyde yıkımlara yol açmıştır. Elbette hedef konumundaki "büyük şehirler" de bu yıkımlardan birinci derecede etkilenen yerler olmuştur. II. Dünya Savaşı'nın benzersiz sonuçları buna bir örnek olarak verilebilir. Dünya tarihinin en büyük savaşında, atom bombasının kullanılmasıyla Hiroşima ve Nagasaki tamamen yerle bir olmuştur. Avrupa'nın başkentleri ve önemli şehirleri de ağır bombardımanlar neticesinde büyük ölçüde yıkılmıştır. Britannica Ansiklopedisi II. Dünya Savaşı'nın Avrupa şehirlerinde neden olduğu hasarı şöyle anlatır:
Meydana gelen tahribat Avrupa'nın büyük bölümünü ayın yüzeyine dönüştürmüştü: Şehirler bombardımanlar sonucunda harap oldu, sayfiye yerleri kavruldu ve simsiyah oldu, yollar bombaların açtığı çukurlarla kaplandı, demiryolları kullanılamaz hale geldi, köprüler yıkıldı, limanlar batık gemilerle doldu. Savaş sonrası Almanya'nın Amerikan Bölgesi askeri valisi General Lucius D. Clay'in dediği gibi, "Berlin sanki ölülerin şehri gibiydi."5
Hadislerde Ahir Zaman'da büyük şehirlerin dün yokmuş gibi olacakları haber verilir. Geçtiğimiz yüzyıl yok olan şehirlerle doludur. Atom bombasından sonra Hiroşima (üstte) ve Çeçen şehirleri (yanda) buna sadece iki örnektir. |
Sabah, 20 Şubat 2001 Geçtiğimiz asır dünyaya sayısız felaket getirmiştir. Pek çok ülkede yıkıcı olaylar baş göstermiş, milyonlarca insan bu felaketlerde yaşamını yitirmiştir. Bu olaylar, hadislerde dikkat çekilen Ahir Zaman olaylarıyla büyük bir paralellik göstermektedir. İnsanların artık bu durumdan ibret alarak Kuran ahlakına yönelmeleri şarttır. |
Kısacası, II. Dünya Savaşı'nın tarihte benzeri görülmeyen genişlikteki tahribatı hadisin işaret ettiği olayla birebir uyuşmaktadır.
"Şehirlerin yok olmasına" neden olan bir diğer etken de doğal afetlerdir. Doğal afetlerin içinde bulunduğumuz çağda hem sayısal hem de büyüklük olarak arttığı istatistiksel bir gerçektir. Son on yılda baş gösteren iklim değişikliklerinin yol açtığı felaketler bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Sanayi, zararlı ve istenmeyen bir yan ürün olan küresel ısınmaya sebep olmakta, giderek ısınan dünya atmosferindeki dengeler bozulmakta ve böylece iklim değişiklikleri meydana gelmektedir. 1998 yılı şimdiye kadar kaydedilen en sıcak yıl olmuştur.6 Amerika Ulusal İklimsel Veri Merkezi'nin kayıtlarına göre de en fazla iklimsel afet 1998'de meydana gelmiştir.7 Örneğin gözlemciler, 1998'deki Mitch Kasırgası'nın Orta Amerika'nın tarihinde meydana gelen en kötü felaket olduğunu belirtmişlerdir.8 2006 yılında meydan gelen Katrina Kasırgası, New Orleans şehrinin neredeyse tamamının suların altına gömülüp yere batmasına neden olmuştur.
Son yıllardaki kasırga, fırtına, tayfun ve hortum gibi felaketler başta Amerika kıtası olmak üzere dünyanın birçok yerinde yıkıcı zarara neden olmuştur. Bunlara ek olarak seller de bazı yerleşim merkezlerinin sular ve çamur altında kalmasına yol açmıştır. Ayrıca depremler, volkanlar ve tsunami dalgalarının yaptığı büyük tahribatlar da unutulmamıştır. Sonuç olarak, tüm bu afetlerin "büyük şehirlerde" sebep olduğu yıkımlar önemli birer işaret olmuşlardır.
Türkiye, 24 Temmuz 2001 Uzmanlar 1998'deki Mitch Kasırgası'nın Orta Amerika'da şimdiye kadar yaşanan en kötü felaket olduğunu belirtmişlerdir. Teknolojik imkanlara ya da alınan tedbirlere rağmen engellenemeyen doğal afetler insanoğlunun gerçekte ne kadar aciz olduğunu göstermektedir. Depremler, çamur selleri, yanardağ patlamaları, sel felaketleri gibi afetlerin özellikle büyük şehirlerdeki yıkımları önemli birer işarettir. |
Depremler
1995 Kobe depremi |
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Ahir Zaman'da vuku bulacak depremlerin çokluğuna da dikkat çekilmiştir. Son yıllarda sık sık meydana gelen depremler, dünya kamuoyunun gündeminde ilk sıralarda yer almaktadır. |
Hiç şüphesiz tarih boyunca çok az doğa olayı depremler kadar insanlığı etkilemiştir. Her an, her yerde meydana gelebilen depremler yüzyıllar boyunca çok sayıda kişinin ölümüne ve astronomik boyutlarda maddi zarara yol açmış, bu özellikleri nedeniyle insanlar için korku kaynağı olmuştur. 20. ve 21. yüzyılın teknolojik koşulları bile depremlerin verdiği hasarı ancak belirli ölçülerde engelleyebilmiştir.
Teknolojinin, kendilerine doğaya hükmetme olanağı sağlayacağı hayaline kapılan bazı insanlara ise 1995 Kobe depremi anlamlı bir ders vermiştir. Hatırlanacağı gibi, Japonya'nın büyük endüstri ve ulaşım merkezinde yaşanan deprem hiç beklenmedik bir anda meydana gelmiştir. Bu deprem sadece 20 saniye sürmesine rağmen, Time dergisinde belirtildiğine göre, 100 milyar dolar civarında zarara neden olmuştur.9
ABD Jeolojik Araştırma Kurumu (USGS)'nun raporlarına göre ise 1556-1975 arasında 5.0 ve daha büyük şiddetteki depremlerin sayısı sadece 110'dur. 1980-2003 yılları arasında sadece 23 sene içinde meydana gelen büyük şiddetteki depremlerin sayısı ise 1685'tir. Görüldüğü gibi, geçmiş yıllarda deprem sayısının çok az iken, Hicri 1400 yılının başından itibaren depremler armıştır.
Son birkaç yıl içinde meydana gelen büyük ve sürekli depremler, dünya kamuoyunun gündeminde devamlı olarak ilk sıralarda yer almaktadır. Amerikan Ulusal Deprem Enformasyon Merkezi verilerine bakılırsa 1999 yılında, yeryüzünde 20.832 deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerde tahmini olarak 22.711 insan hayatını kaybetmiştir.10
Son otuz yılda dünyada gerçekleşen depremlerden birkaçı şöyledir:
28 Temmuz 1976da Çinde 7.8 büyüklüğündeki deprem oldu. 242 bin kişi hayatını kaybetti ve 164 bin kişi yaralandı.
7 Aralık 1988de Ermenistanda meydana gelen depremde 20.000 kişi hayatını kaybetti, 500.000 kişi de evsiz kaldı.
20 Haziran 1990da İranda yaşanan 7.7 büyüklüğündeki depremde 40 bin kişi öldü, 100 bin kişi yaralandı. 1995 yılındaki Kobe Depremi, 20 saniye sürmesine rağmen 100 milyar dolar civarında zarar oldu.
Hindistanda 26 Ocak 2001'de yaşanan 6.7 şiddetindeki depremde 25 bin kişi hayatını kaybetti, 166 bin kişi yaralandı.
26 Aralık 2003de İranda meydana gelen 6.7 büyüklüğündeki depremde 31 bin 884 kişi hayatını kaybetti, 18 bin kişi yaralandı.
26 Aralık 2004te Endonezyada, 9.0 büyüklüğündeki deprem sonucu oluşan tsunamide 300 bin kişi hayatını kaybetti.
8 Ekim 2005de Pakistanda gerçekleşen 7.6 şiddetindeki depremde yaklaşık 100 bin kişi hayatını kaybetti.
Sabah, 25 Haziran 2001 Depremler -hadislerde haber verildiği üzere- önemli kıyamet alametlerindendir. |
Tüm bu vakalar Peygamberimiz (sav)'in 1400 yıl önce söylediği şu sözleri akıllara getirmektedir:
Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır... depremler çoğalacak...
Ramuz-El Ehadis, 476/11 Kıyametten önce iki büyük hadise vardır... ve sonra da zelzeleli yıllar. Ramuz-El Ehadis, 187/2 |
Kuran'da da deprem ile kıyamet arasındaki ilişkiyi işaret eden ayetler bulunmaktadır. Kuran'ın 99. Suresi'nin adı Zelzele (büyük sarsıntı, deprem) Suresi'dir. Sekiz ayetten oluşan bu surede yerin şiddetli sarsıntısı tasvir edilmekte, bunun ardından da kıyamet günü insanların diriltilecekleri ve Allah'ın huzurunda hesap verecekleri, zerre ağırlığınca da olsa yaptıkları işlerin karşılığını alacakları anlatılmaktadır:
Yer, o şiddetli sarsıntıyla sarsıldığı,
Yer, ağırlıklarını dışa atıp-çıkardığı,
Ve insan: "Buna ne oluyor?" dediği zaman,
O gün (yer) haberlerini anlatacaktır.
Çünkü senin Rabbin ona vahyetmiştir.
O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye bölük bölük fırlayıp-çıkarlar.
Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür. (Zelzele Suresi, 1-8)
Sabah, 28 Ocak 2001 Felaketler tüm dünyada etkili olmaktadır. Yapılması gereken ise ibret almak ve Allah'a yönelmektir. |
Fakirlik
Bilindiği gibi, fakirlik, düşük gelir düzeyi nedeniyle insanın beslenme, barınma, kıyafet, sağlık hizmetleri gibi temel ihtiyaçlarından yoksun kalmasıdır. İleri teknolojik olanaklara rağmen fakirlik, günümüz dünyasının önündeki başlıca sorunlardan biridir. Halen Afrika, Asya, Güney Amerika ve Doğu Avrupa'da pek çok insan her gün açlıkla içiçe yaşamaktadır. Sömürgecilik ve vahşi kapitalizm dünyadaki gelir dağılımının geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeler aleyhine bozulmasına neden olmuştur. Dünyada az sayıdaki mutlu azınlık ihtiyaçlarından fazlasına sahip iken fakirlik ve yoksulluğun getirdiği sorunlarla mücadele eden önemli sayıda insan bulunmaktadır.
Günümüzde dünya genelinde fakirlik çok ciddi boyutlara ulaşmış durumdadır. UNICEF'in son raporları göz önünde tutulursa, dünya nüfusunun dörtte biri "tasavvur edilemez sıkıntı ve yokluk koşullarında" yaşamaktadır.11 Bir milyar üç yüz milyon kişi günde 1 dolar, üç milyar kişi de günde 2 dolar ile geçinmektedir.12 Yaklaşık bir milyar üç yüz milyon insan temiz sudan, iki milyar altı yüz milyon insan temel sağlık hizmetlerinden yoksundur.13
Günümüzün ileri teknolojik olanaklarına rağmen fakirlik hala dünyanın en büyük sorunlarından biridir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) 2000 yılı raporuna göre, 826 milyon insan yetersiz beslenmektedir. |
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) 2000 yılı raporuna göre, 826 milyon insan yetersiz beslenmektedir. Diğer bir ifadeyle her altı kişiden biri açlık çekmektedir.14
Gelir dağılımındaki adaletsizlik de son birkaç on yıl içinde aşırı derecede, düşünülenin çok ötesinde büyümüştür. Birleşmiş Milletler kaynakları göstermektedir ki 1960'da dünya nüfusunun en fakir %20'si ile en zengin %20'si arasındaki gelir oranı 1'e 30 iken, 1995'te 1'e 82 olmuştur.15Sosyal adaletteki çöküşe bir örnek de dünyanın en zengin 225 şahsının servetinin dünya nüfusunun %47'sinin senelik gelirine eşit hale gelmesidir.16
İstatistiklerin ortaya koyduğu bu güncel veriler aynı zamanda, Peygamberimiz (sav)'in sözünü ettiği fakirliğin artacağı haberinin de göstergeleridir. Ahir Zaman'ın ilk döneminin belirtileri olan fakirlik ve açlık hadislerde şöyle bildirilmiştir:
Fakirler çoğalacak.
Fakirler çoğalacak Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 455
Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak.Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 440
|
Peygamberimiz (sav)'in işaret ettiği dönemin günümüz koşullarını tasvir ettiği açıktır. Geçmiş yüzyıllara bakıldığında kuraklık, savaşlar veya felaketler gibi nedenlerle zorluk ve sıkıntılar yaşandığı fakat bunların geçici ve bölgesel boyutlarda kaldığı görülmektedir. Oysa içinde bulunduğumuz çağda yaşanan fakirlik ve geçim zorlukları kalıcı, düzenli ve büyük ölçekli bir yapı taşımaktadır.
Akit, 22 Şubat 2000, Ortadoğu, 12 Nisan 2001, Yeni Mesaj, 10 Kasım 2000, Yeni Binyıl, 21 Temmuz 2000, Yeni Binyıl, 23 Haziran 2000, Hürses, Sayı: 7810 Fakir-zengin ayrımına yol açan sosyal adaletsizliğin temel nedeni elbette Kuran ahlakının yaşanmamasıdır. |
Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
(Nur Suresi, 22) |
Şüphesiz Rabbimiz sonsuz şefkat ve merhamet sahibidir; insanlara zulmedici değildir. Ancak insanlar yaptıkları kötülük ve nankörlükler nedeniyle yoksulluk ve sıkıntılara zemin hazırlamaktadırlar. Elbette böyle haksız ve üzücü durumlar dini, ahlaki ve vicdani değerlerden yoksun, bencillik ve çıkar ilişkileri üzerine kurulu bir dünya düzeninin kaçınılmaz sonucudur.
Fakirliğin artması ve insanlar arasındaki sosyal uçurumun giderek büyümesi AhirZaman'ın ilk döneminin belirtilerindendir. |
Ekonomik Kriz Kıyamet Alametlerindendir
2007 yılında başlayan, 2008 ve 2009 yılında şiddetini artıran ve 2014 yılına kadar sürmesi beklenilen ekonomik kriz de Peygamber Efendimiz (sav)'in haber verdiği alametlerden biridir. Yüzbinlerce insanın işsiz kalmasına, fakirliğin doruğa tırmanmasına, yüzlerce şirketin hatta ülkelerin batmasına sebep olan bu krizle ilgili hadislerden bazıları şunlardır:
Çarşı ve pazarların tekarubu kıyamet alametlerindendir. Dedim ki "Pazarların tekarubu ne demektir?" Şunlardır: "Herkesin az kazançtan yakınması..." (İbni Merduveyh Ebu Hüreyre (ra)dan...)(Kıyamet Alametleri, Pamuk yayınları, s.146) Nuaym b. Hammad, İbni Mes'ud'dan rivayet edilen bir hadiste, Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıkışının öncesinin anlatıldığı dönem, "TİCARET ve yolların KESİLDİĞİ ve fitnelerin çoğaldığı zaman" şeklinde tarif edilmektedir. Hadisin devamında ise Hz. Mehdi (as) döneminde bu fitnelerin son bulacağı haber verilmektedir: "...Biz O (Hz. Mehdi (as)) şahsı aramak için geldik ki, FİTNELER ONUN ELİYLE SÖNEBİLİR. KONSTANTİNİYYE (İSTANBUL) O'NUNLA FETHEDİLİR. (Yani Hz. Mehdi (as) manen gönülleri fethedecek, büyük kültürel ilmi etki oluşturacaktır.) Biz onu ismi ile ve anasının, babasının ismiyle ve ordusu ile tanırız..."
(Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.52)
(Hz. Mehdi (as)'nin zuhurundan (ortaya çıkışından) önce) PİYASANIN DURGUN OLMASI, KAZANÇLARIN AZALMASI olacaktır.
(Kıyamet Alametleri, s. 148)
Herkesin AZ KAZANÇTAN YAKINMASI, paraları için zenginlerin saygı görmesi olacaktır.
(Kıyamet Alametleri, s. 146) Ticaret ve yolların kesildiği ve fitnelerin çoğaldığı zaman... (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 39-40) |
4 M. Encarta Encyclopedia 2000, "Terrorism"l
5 Britannica Encyclopedia 2000, "The blast of World War II"
6 BBC News Online, "The first horseman: Environmental disaster", Aralık 1999, http://news.bbc.co.uk/hi/english/sci/tech/newsid_563000/ 563127.stm
7 National Climatic Data Center, "Billion Dollar U.S. Weather Disasters", Ekim 2000, http://www.ncdc.noaa.gov/ol/reports/billionz.html "
8 M. Encarta Encyclopedia 2000, "Central America" "
9 Time, 6 Şubat 1995, "Economic Aftershock"
10 US Geological Survey National Earthquake Information Center, Earthquake Facts and Statistics, 2000, http://wwwneic.cr.usgs.gov/neis/eqlists/eqstats.html l
11 UNICEF, "Children and Poverty: Key Facts", 2000, http://www.unicef.org/ copenhagen5/factsheets.htm
12 Manufacturing Dissent, World Statistics The Rich and the Poor, 1999, http://www.reagan.com/"
13 UNICEF, "Children and Poverty: Key Facts", 2000, http://www.unicef.org/ copenhagen5/factsheets.htm l
14 FAO, "The state of food insecurity in the world", 2000, http://www.fao.org/FOCUS/E/SOFI00/sofi001-e.htm
15 Human Development Report 1998, United Nations Development Programme, New York, Eylül 1998- www.oneworld.org/ni/issue310/facts.html
16 Manufacturing Dissent, World Statistics The Rich and the Poor, 1999, http://www.reagan.com/HotTopics.main/HotMike/document-8.13.1999.6.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder